tempobet giriş

Şebnem Akarsu ile ilk kitabı İçimdeki Yolcu’yu konuştuk

online radyo dinle

Şebnem Akarsu ile ilk kitabı İçimdeki Yolcu’yu konuştuk

Şebnem Akarsu ile ilk kitabı İçimdeki Yolcu’yu konuştuk

İçimdeki Yolcu bir ilk kitap. Şebnem Hanım, İclal Aydın Kitap Kulübü’nün bir üyesi. Çıktığı seyahatlerden sıcacık anıları, içinden taşanları yazdığı bir deneme bu. ‘Ben bir seyahat yazarı değilim’ diyor ve ekliyor:Yolun bana hissettirdikleri ve benden öte yaşanmışlıkların izleri bana seslenmediği sürece bir şey yazamıyorum.’ Yolculuk ile arasında bir bağ geliştirmiş. Evindeyken hep eşsizmiş gibi gelen duygularını, düşüncelerini bir de bu seyahatlerde gözlemlemiş. İşte bu röportaj o gözlemlerin süzgecinden geçti.

Keyifli okumalar…

ÖMRÜM BOYUNCA HEP YAZMAK İSTİYORUM

 

– Şebnem Hanım merhaba. Bu hep ilk sorum ve yanıtları için heyecanlandığımı söylemeliyim. Şebnem Akarsu kimdir? Ulaşılanın dışında duyguları ve kalemiyle, kendi gözünden kendini nasıl anlatır?

Çok teşekkür ederim, içtenlikle yansıtılan bir heyecanın aynı şekilde bende de karşılık bulduğunu söyleyebilirim.

Şebnem Akarsu, eski zamanlarda uluslararası bir bankada üst düzey yönetici, şimdilerde bir turizm şirketi kurucu ortağı ve özünde bir kadın seyyah. En kalabalık zamanlarında dahi yüreğine sakladıkları, iyi ki benimle ve yanımda dedikleri ile var oluşunu sürdürüyor. İçinde anne Şebnem, aşık Şebnem, evlat Şebnem, dost, yaren Şebnem mevcut. Hepsinin paydasında ise, her birine yoldaş olabilmek ve öyle kalabilmek…

Yollarda oldukça ve yol aldıkça özünde hiç tamamlanamayacak eksik tarafları ile yüzleşen ve fazlalıklarını da yollara bırakan bir yolcu aslında. Kendi çemberinin çapından öte yaşamlarla karşılaştıkça insan olabilmenin ve kalabilmenin acısını idrak etmeye gayret eden, evrensel sevginin hamurunda yoğrulmaya ve kendi mayasındaki değişim ve dönüşümü anlamaya kafa yoran, bir kadın olarak dünyaya geldiği için hayatın kendisine minnet duyan bir insan evladı.

– Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

– Ya sonra?

– Yazma rutininiz nedir?

Şimdilerde artık yazmayı günlük rutinlerim arasında zaman ayırarak, üzerinde belli bir disiplin ve süreklilik sağlayarak yerine getirmeye gayret ediyorum. Ömrüm boyunca hep yazmak istiyorum zira.

YAZMAK, YOLA AİT OLMA VE YOLCULUĞUN KENDİSİNİ BERABERİNDE GETİREN BİR SÜREÇ BENİM İÇİN

 

– Şimdilerde normalleşme sürecinde olsak da, malum zor bir süreçten geçiyoruz. Pandemi süreci sizin için nasıl geçti/geçiyor?

Pek tabii ki yerleşiklik benim beklediğim, planladığım, hayal ettiğim zamanda ve şekilde gelmedi. Turizm dünyada alt üst olan sektörler arasında ilk sırada. On senelik alın terimiz için var gücümüzle emek veriyoruz. Lakin alt üst olmayı kabullenebilmek de, yine yeniden devam edebilmek de ‘yolda olmanın’ bir lütfu ve yolda olmak mesafeler arası gitmek gibi bir zaruret taşımıyor.

Ben yine yoldayım. Öyle hissediyorum.

Yerleşikliğimde, yuvamda, içimde yol alıyorum…

Sonuna kadar hissediyorum, tadını çıkarıyorum, üretiyorum.

Emin olduğum tek gerçeklik var ki;

Bu da geçecek.

Her şey gibi.

İyi gibi.

Kötü gibi.

Var oluşun binbir hali gibi.

Nelerin farkına vardım gibi büyük laflarım yok.

Vardığım yerlerdeyim.

YOL’un şimdiki zamana ait yerleşik hal ve durumunun hakkını vermeye çalışıyorum.

Yolun sonunu düşünmeden.

Yaşamaya devam ediyorum.

Hepsi bu.

– Bu süreç yazarlığınızı besledi mi, yoksa şöyle bir durmak isteyenlerden misiniz?

Yolda olma halinin yerleşiklikte de bir devinimi var. Durduğu ve kaldığı yerde de yol alabiliyor insan. Yazmak yola ait olma ve yolculuğun kendisini beraberinde getiren bir süreç benim için. Dolayısıyla bu dönem de kendi içinde yazmaya dair ne varsa besleyerek devam ediyor.

Şunu da ekleyeyim tabii, gezmek için yeni rotalarınız var mı şu an?

Pandemi olmasaydı geçtiğimiz dört ayda daha önce gitmediğim ve çok görmek istediğim yollarım vardı. Mısır, Vietnam, Kamboçya, Kuzey Tayland, Phuket. Ne zaman mümkün olacak bilemiyorum; ama hayal etmesi bile güzel şimdilik. Bunun dışında memlekette gitmeye başladığım ve gideceğim birçok yol var önümde. Temkini bırakmadan ve gerekli önlemleri alarak yollarda olmaya devam edeceğim umarım.

… SEBEP ÖLÜM VE AŞK’TIR


– Bizi ilk kitabız ‘İçimdeki Yolcu’ buluşturdu. Nedir bu kitabın yazım sürecinin hikâyesi?

 

Yazılarımı bir yere toplamamı ve bir kitap haline getirmemi isteyen birçok dostum vardı, sağ olsunlar. Benim de her zaman böyle bir niyetim bulunuyordu. Bir gün, bir yerde, zamanı gelince kendiliğinden olacak diyordum. Yazıyordum sürekli. Tüm yazıları bilgisayarda bir araya getirmem bile hayli zamanımı aldı.

– Siz bu içinizdeki yolculuğu ilk ne zaman, nasıl keşfettiniz? Kurumsal yaşamınızdan da bu keşfin hemen ardından mı ayrıldınız?

Benim kendi konfor alanımı terk etmeme ve kurumsal hayattan ayrılmama sebep Ölüm ve Aşk’tır. Babamın ölümü, eş zamanlı yaşıyor olduğum boşanma süreci ile birlikte yeniden düştüğüm aşk hali. Tüm bunlar mevcudiyetimi sorgulamama ve yolumu topyekun değiştirmeye karar vermemin görünen en güçlü nedenleri oldular. Hayata dair belirlenmiş güven alanından çıkmak tabii ki hiç kolay olmadı. Kabukları teker teker sıyırmak ve içinde yıllardır yaşayadurduğun kozadan başını çıkarabilmek. Dünya benden ve yaşadıklarımdan ibaret değilmiş diyebilmek. Kimliklerini, etiketlerini ve hepsinin etrafını kalın kalın sarmaladığın ego zırhından sıyrılabilmek.

– Çocukları da barındıran ‘Ailemle Geziyorum’ gezileri düzenlediniz değil mi? Neler yaptınız bu proje kapsamında? Ya da başka neler yaptınız?

Biz ailece yollarda olmayı seviyoruz. Eşim de bir turizm şirketi sahibi. Uzun yıllardır ailece yollarda şunu fark ettik ki, çocuklara yaşadıkları şehri, ülkeyi ve dünyayı anlatma gayesinde olan bir oluşum yok. Hayatın yoğunluğu ve koşturmacası içinde sınırlı vakit dahilinde en dolu zaman bir AVM’de ya da her şey dahil otellerde geçirilir anlayışı öyle benimsenmişti ve dayatılıyordu ki, bunun İçin bir şeyler yapılması gerek diye düşündük. 4-5 sene önce ilk olarak ‘Önce yaşadığın şehri tanı’ felsefesi ile ‘Anne Çocuk gezileri’ başlığı altında hayata geçen proje, sonrasında önce çekirdek ailelerin ve sonra da geniş ailelerin ilgisini çekmeye başladı. Öyle güzel geri dönüşler almaya başladık ki…

Bu ilgi ve talep bizi hem çok umutlandırdı hem de projenin geliştirilmesi gerektiğini doğruladı. Bunun üzerine aile olarak sürekli yollarda olmamız, eşim ile bu projeye birlikte güç vermek isteğimiz üzerine iki turizm şirketi bu ortak projede bir araya geldi ve Ailemle Geziyorum adı altında İstanbul, yurtiçi ve yurtdışında özgün programlar dahilinde yol almaya başladı. Pandemi dönemi ile ara verdiğimiz bu sürece gerekli tüm önlemleri alarak Adatepe İda Blue’da Agustos ayında sınırlı sayıda ailemiz ile gerçekleştireceğimiz Doğa Programımız ile geri dönüyoruz.

– Peki İclal Aydın Kitap Kulübü ile yollarınız nasıl kesişti?

Çok sevdiğim arkadaşım Derya Özel, neden yazılarını İclal ile paylaşmıyorsun dedi ve bu sürece aracılık etti. İclal ile biz birbirimizi şahsen tanımıyorduk; ama gıyaben tanışıyorduk. Bir akşam oturdum, tüm kayıtları ona yolladım. Ertesi sabah beni aradı. Şebnemcim yazılarını çok beğendim. İclal Aydın Kitap Klubü olarak basmak istiyoruz dedi. Süreç bu şekilde başlamış oldu. Sevgili İclal bildiğiniz gibi çok özel ve kıymetli bir ruh. Kitap haline gelip de elimize alana dek görünmez elini sırtımda daima hissettim. Birlikte akışta olabilme halimizi hep muhafaza ettik. İclal beni kıymeti benim için tarifsiz olan sevgili editörüm Tolga Meriç ile bir araya getirdi. 7-8 ay boyunca çok değerli bir yol arkadaşlığını paylaştık birlikte. O benim için her zaman bir editörden çok daha fazlası oldu. Kişiliği, tecrübesi, yaklaşımı ile her kelimeye değer kattı. İçimizdeki yolcuların buluşma hali ile çok keyifli ve verimli çalıştık birlikte.

YAZMA SÜRECİ KENDİLİĞİNDEN BAŞLIYOR VE DEVAM EDİYOR

 

– İlk kez gezdiğiniz bir yerde siz yeni keşifler için neler çağırır? Gezerken notlar mı alırsınız örneğin yazmak için?

Ben bir seyahat yazarı değilim. Bu konuda ülkemizde çok değerli yayınlar gerçekleştiren yazarlar var. Dolayısıyla gittiğim yer ilk de olsa defalarca gidiyor da olsam, yolun bana hissettirdikleri ve benden öte yaşanmışlıkların izleri bana seslenmediği sürece bir şey yazamıyorum. Kendimi bir yola çıktığımda mutlaka bir şeyler yazarak dönmek zorunda hissetmiyorum. Yolun bana verdikleri ve benden aldıkları, var oluşa dair mesajları ya da işaretleri var ise, yazma süreci kendiliğinden başlıyor ve devam ediyor. Burası ile ilgili her giden bir şeyler yazıyor, sen de yazmalısın diye duygularımı ve düşüncelerimi kâğıda kaleme dökemiyorum. Ancak içimde bir yerlerde gerçekten var olan bir şeyler var ise, yazı da arkasından geliyor.

– Kitapta çok güzel fotoğraflar da var. Hikâyelerinizi yazarken fotoğrafların yardımı da oluyor mu?

Fotoğrafların hiç biri profesyonel çekim değil. Öyle olmasını ve görünmesini hiç istemedim. Yazdıklarımın hiç biri hazırlanmış, kurgulanmış, planlanmış bir sistemin parçaları ve notları değil iken, kitaba koyacağımız fotoğrafların da asıl hikâyeden kopup gitmesine ve yazıların önüne geçmesine ve bir sosyal medya yayını gibi görünmesine izin vermedik. Hepsini spontane anların ve unutulmaz yaşanmışlıkların kareleri olarak gerçek anlamda yolun tüm duygularını içinde var eden görüntüler şeklinde kitaba eklemeye gayret ettik.

Fotoğrafların tamamı beni çok iyi tanıyan, beni ben gibi yansıtan, yollardaki beni bilen, birlikte yol aldığım yol arkadaşlarım ve yoldaşlarım tarafından çekilen kareler. Hiç biri profesyonel kameralar ve teknolojik olarak ileri düzeyde makinalar ile çekilmedi. Yoldaydık, hissediyorduk ve anı ölümsüzleştiriyorduk. Yazıları yazarken ya da bittikten sonra da o satırların ruhunu en çok içinde taşıyan kareleri seçerek kitaba eklemeye karar verdik.

KADININ KADINLA YOLCULUĞU VE BİRBİRİNE YOLDAŞLIĞI SINIRSIZ BİR DÜNYAYI İÇİNE SIĞDIRABİLMEKTİR

 

– ‘Yolun Kadınları’ adlı küçük öykünüzü çok sevdim. Şu cümle özellikle: ‘Bir kadının ‘Ruhuma şifa’ diyebildiği kadınları olmalı bu hayatta.’ Bu cümleyi size kurduran duygular üzerine konuşalım mı biraz?

Kadının kadınla yolculuğu ve birbirine yoldaşlığı sınırsız bir dünyayı içine sığdırabilmektir. Bir hikâyeden bin hikâyeye erişmek, sonra tek bir hikâyede yeniden buluşmak ve kavuşmak gibi. Evet, bir kadının, ruhuma şifa diyebildiği kadınları olmalı bu hayatta. Kadının yanında, arkasında başka bir kadının gücünü, cesaretini ve varlığını bütünüyle hissetmesi kadar eşsiz bir şey yok çünkü. Öyle bir güçtür ki hissettirdikleri, dünyanın altı üstüne gelmiş olsa ‘Evelallah, bunun da altından kalkarız biz!’ dedirtirler insana.

Ben yollarımın birçoğunu böyle kadınlarla paylaştım. Paylaştıkça çoğaldım. Hikâyelerimiz birbirinden ne kadar farklı olsa da acımız, sevincimiz ortak en nihayetinde. Bunu fark edebilmek ve birbirine ayna olabilmek inanılmaz bir zenginlik.

– Yine de beni aslında en çok ‘Yol Seni Senden Yeniden Yaratır’ adını verdiğiniz yazınız etkiledi. Üzerine düşündüm diyebilirim. Peki siz yolculuklarınızın sizden yeni bir Şebnem ortaya çıkardığını düşünüyor musunuz?

Evet değiştim, dönüştüm, evirildim ve devam ediyor. Yol seni değiştirmeye gözünden, bakışından başlar çünkü. Gözündeki eskimiş bağlardan, mühürlerden, damgalardan kurtulursan yol seni senden yeniden yaratacaktır. Eğer yola kendini var olduğu hali ile götürmeye devam edersen, yolunu da değiştirsen, daha önce hiç gitmediğin bir yere de gitsen, yollar karşına daha önce hiç görmemiş olduklarını da çıkarsa işte gözün ve niyetin aynı kalmışsa sonunda cennet bahçesine de varsan geceleri uykusuz kalmaya devam edersin.

Bir yola gittim hayatım değişti diyemem, öyle bir şey oldu ki ben bambaşka oldum da diyemem. Zira yolda olmak hiç bitmeyecek bir süreç, hiç tamamlanmayacak bir döngü. Yavaş yavaş oluyor her şey. Ama oluyor, ne olduğunu da hayatın kendisi sana gösteriyor, sen ne dersen de.

YOLA DAİR NE VARSA, SIRRI İÇİNDE SAKLI

 

– Gezip gördüğünüz yerler arasında ilk üçe giren yerler nereler? Buralarda sizi en çok etkileyen neydi?

Hindistan, Moğolistan, Etiyopya ve Mardin. Her birinin hayat yolculuğuma etkisi için birer kitap daha yazabilirim, zira çok derin izleri var üzerimde. Lakin hepsine dair duygularımı ortak birkaç cümlede özetlemem gerekirse:

– Peki bir yer dönüşünde ya da orada, yazarken en yoğun duygunuz ne oluyor?

Evindeyken, başına gelen her şeyi, aşkını, hasretini, mutluluğunu, acısını, gücünü, acizliğini, hastalığını, sağlığını eşsiz zannediyor insan. Yola çıkınca, yaşanmış ve yaşanan her hayatın roma benzeyen benzersizliğini fark ediyor. Sadece kendi etrafında döndüğünü sandığı dünyanın milyarlarca varlık için de aynı olağan mucizeyi gerçekleştirdiğini anlıyor. İşte benim her yol dönüşünde hissettiğim en yoğun duygu bu oluyor. Kendimle sınırlanmayan bir var oluşun sınırsızlığı içinde hayata devam ediyor olmak.

– Yeni bir kitap çalışmanız olacak mı? Şimdilerde neler yapıyorsunuz?

Umarım olacak. Yazmaya devam ediyorum. Tüm yaşanmışlıklar bir araya gelmek için kendilerini yine hazır hissettiklerinde bana haber vereceklerdir diye düşünüyorum.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Şebnem Akarsu: Teşekkür ederim.

İçimdeki Yolcu

Şebnem Akarsu

Artemis Yay.

S.: 320

Kitabı almak için tıklayınız: kitapyurdu

*

Damla Karakuş

Instagram:

1 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir