taraftarium24

Mülk Vadesi okunuşu ve anlamı! Mülk Müddeti Türkçe meali ve faziletleri

online radyo dinle

Mülk Vadesi okunuşu ve anlamı! Mülk Müddeti Türkçe meali ve faziletleri

Mülk Vadesi okunuşu ve anlamı! Mülk Müddeti Türkçe meali ve faziletleri

Mülk Müddeti, Mekke’de nazil olmuştur. İndiriliş sırası 77, ayet sayısı 30’dur. 29. Cüzün birinci 2.5 sahifesinde yan alan vade 461. Sahifede mekan almaktadır. Arapça olarak her akşam okunduğunda kabir azabını önlediğine inanılır. Mealen okunduğunda ise kainatın mutlak hamiyeti Allah’ın olduğu, Allah’ın varlığını ve birliğini anlatmaktadır. Mülk vadesinin her gün okunması değerli bir ibadet olarak kabul edilir. Başta Peygamber Efendimiz dahil birçok İslam alimi Mülk Müddetinin okunmasını tavsiye eder. 

 

Mülk Mühleti mahsusen inkar edenlerin karşılaşacağı cehennem azabından ve kafirlerin büyük bir yanılgı içinde olduklarını anlatır.

MÜLK MÜDDETI İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

 

Mülk müddetine Peygamber Efendimiz kurtarıcı, kurtaran manasına gelen Münciye demiştir. Peygamber efendimiz Mülk Mühletinin her gün okunmasını tavsiye ederek şöyle buyurmuştur:

‘Kuran-ı Kerim’de otuz ayetlik bir vade vardır ki okuyan herkese şefaat eder. Ve onların günahları bağışlanır. Bu mühlet Mülk Müddetidir. 
‘Mülk müddeti kabir azabına karşı bir mani ve bir kurtarıcıdır, kişisi kabir azabından korur.’
Mülk müddetini okumadan istirahata çekilmeyiz nasihatinde bulunmuştur. 
‘Kuran-ı Kerim’de otuz ayetlik bir vade vardır. Her kim o vadeyi uyuyacağı devir okursa, o kimseye otuz sevap yazılır, otuz günahı silinir, otuz nokta yükseltilir. Allah’u Teala o insana bir melek yollar. O melek o kişinin üzerine kanadını gererek, uyanıncaya kadar onu her şeyden korur. O müddet, kabirde kendisini okuyan o kişi için uğraş verir. İşte o mühlet Mülk Müddetidir.’
‘Her kim yatsıdan sonra Mülk ve Secde Vadelerini okursa, bu iki vadeyi Kadir gecesinde okumuş üzere sevap almış olur.’ Halinde nasihatlerde bulunur.

MÜLK MÜHLETININ FAZİLETLERİ

Mülk mühletini her gece yatsı namazından sonra okuyan kişi, ruhunu imanlı teslim etmesi nasip olur.
41 kez okuyanın işi rast masraf, beladan kazadan korur. 
Mülk mühletini her gün okuyan kişi kabir azabı görmez.
Vefat edenlerin gerisinden okunduğunda ise kabir azabı diner.
Mülk müddetini okuyan bireye kıyamet günü şefaat eder. 

MÜLK SURESİ 

1. Tebârakellezî bi yedihil mulku ve huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
2. Ellezî halakal mevte vel hayâte li yebluvekum eyyukum ahsenu amelâ(amelen), ve huvel azî zul gafûr(gafûru).
3. Ellezî halaka seb’a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr(futûrin).
4. Summerciıl basara kerrateyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr(hasîrun).
5. Ve lekad zeyyennâs semâed yerküre bi mesâbîha ve cealnâhâ rucûmen liş şeyâtîni ve a’tednâ lehum azâbes saîr(saîri).
6. Ve lillezîne keferû bi rabbihim azâbu cehennem(cehenneme), ve bi’sel masîr(masîru).
7. İzâ ulkû fîhâ semiû lehâ şehîkan ve hiye tefûr(tefûru).
8. Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
9. Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey’in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
10. Ve kâlû lev kunnâ nesmeu mesken na’kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
11. Fa’terefû bi zenbihim, fe suhkan li ashâbis saîr(saîri).
12. İnnellezîne yahşevne rabbehum bil gaybi lehum magfiratun ve ecrun kebîr(kebîrun).
13. Ve esirrû kavlekum evicherû bihî, innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
14. E lâ ya’lemu men halaka, ve huvel latîful habîr(habîru).
15. Huvellezî ceale lekumul arda zelûlen femşû fî menâkibihâ ve kulû min rızkıhî, ve ileyhin nuşûr(nuşûru).
16. E emintum men fîs semâi en yahsife bikumul arda fe izâ hiye temûr(temûru).
17. Em emintum men fîs semâi en yursile aleykum hâsıbâ(hâsiben) fe se ta’lemûne keyfe nezîr(nezîri).
18. Ve lekad kezzebellezîne min kablihim fe keyfe kâne nekîr(nekîri).
19. E ve lem yerav ilât tayri fevkahum sâffâtin ve yakbıdne, mâ yumsikuhunne illâr rahmân(rahmânu), innehu bi kulli şey’in basîr(basîrun).
20. Em men hâzâllezî huve cundun lekum yansurukum min dûnir rahmân(rahmâni), inil kâfirûne illâ fî gurûr(gurûrın).
21. Em men hâzâllezî yerzukukum in emseke rızkahu, bel leccû fî utuvvin ve nufûr(nufûrın).
22. E fe men yemşî mukibben alâ vechihî ehdâ em men yemşî seviyyen alâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
23. Kul huvellezî enşeekum ve ceale lekumus sem’a vel ebsâra vel ef’idete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
24. Kul huvellezî zeraekum fîl arkası ve ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
25. Ve yekûlûne metâ hâzâl va’du in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
26. Kul innemâl ilmu indallâhi ve innemâ ene nezîrun mubîn(mubînun).
27. Fe lemmâ raevhu zulfeten sîet vucûhullezîne keferû ve kîle hâzâllezî kuntum bihî teddeûn(teddeûne).
28. Kul e raeytum in ehlekeniyallâhu ve men maıye hane rahımenâ fe men yucîrul kâfirîne min azâbin elîm(elîmin).
29. Kul huver rahmânu âmennâ bihî ve aleyhi tevekkelnâ, fe se ta’lemûne men huve fî dalâlin mubîn(mubînin).
30. Kul e raeytum in asbaha mâukum gavran fe men ye’tîkum bi mâin maîn(maînin).

MÜLK MÜDDETI MEALİ

1. Kâinatın mutlak mülkiyeti ve hâkimiyeti elinde bulunan Allah büyükler büyüğü, bütün güzellik ve bereketlerin kaynağıdır. O’nun her şeye gücü kâfi.
2. O ki, hanginizin daha şık işler yapacağını denemek için vefatı ve hayatı yarattı. Kudreti hep üstün gelen ve günahları çok bağışlayan yalnız O’dur.
3. Yedi kat göğü birbiriyle ahenk içinde tabaka tabaka yaratan O’dur. Rahmân’ın yaratmasında hiçbir düzensizlik göremezsin. Haydi, çevir gözünü de bak, bir kusur, bir çatlaklık görebilecek misin?
4. Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak. Göz, aradığı kusuru bulamamanın ezikliği ve bitkinliği içinde sana geri dönecektir.
5. Biz noktaya en yakın olan göğü kandillerle süsledik. O kandilleri şeytanlara atılan birer mermi yaptık; onlara bir de alevli ateş azabı hazırladık.
6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Gidilecek ne istenilmeyen bir konumdur orası!
7. Oraya atıldıklarında, cehennemin onları yutmak için homurtu¬larla nasıl içine sahih nefes alıp, uğuldaya uğuldaya kaynadı¬ğını işitirler.
8. Kâfirlere öfkesinden neredeyse çatlayacak! Her bir bölük oraya atıldıkça cehennem bekçileri onlara: “Allah’ın azabından sakındıran bir uyarıcı size gelmemiş miydi?” diye sorarlar.
9. Şöyle karşılık verirler: “Evet, bize bir uyarıcı geldi. Ama biz onu yalanladık ve onlara: «Allah’ın bir şey indirdiği falan yok; siz ama büyük bir sapıklık ve şaşkınlık içindesiniz» dedik.”
10. Sonra şöyle hayıflanırlar: “Eğer ikazlara kulak vermiş yahut aklımızı kullanıp gerçekler üzerinde düşünmüş olsaydık, artık şu çılgın alevli ateşin yoldaşları arasında bulunmazdık!”
11. Böylelikle günahlarını itiraf ederler. Artık Allah’ın rahmetinden uzak olsun o çılgın ateş mahkûmları!
12. Buna karşılık, duyu ve idrak hudutlarının ötesinde bulunan Rab¬lerine karşı kalpleri değer ve ürpertiyle dolu olanlara gelince, onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
13. Söylemek istediğinizi velev içinizde gizleyin, velev açığa vurun hiç fark etmez. Zira O, göğüslerde saklanan en bilinmeyen niyetleri bile tam olarak bilir.
14. Yaratan yarattığını bilmez olur mu hiç? İlmi her şeyin bütün inceliklerine kadar nüfûz eden ve her şeyden hakkiyle haberdar olan yalnız O’dur.
15. O Allah ki, yeryüzünü sizin için uysal bir binek hâline getirmiştir. Öyleyse onun omuzları üzerinde rahatça dolaşın ve Allah’ın sizin için hazırladığı nimetlerden faydalanın. Lakin ahir O’nun huzurunda toplanacağınız unutmayın!
16. Gökte olan zâtın, sizi tarafın dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz? Bir de bakarsınız, bölge çalkalanıp duruyor!
17. Yahut gökte olanın, üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? Siz, benim tehdidimin nasıl bir şey olduğunu yakında bileceksiniz!
18. Gerçek şu ki, bunlardan evvelkiler de âyetlerimi ve peygamber¬lerimi yalanlamışlardı. Ancak beni inkâr etmenin âkibeti neymiş, gördüler!
19. Üzerlerinde kanatlarını aça kapaya uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları havada tutan Rahmân’dan gayrısı değildir. Elbet O, her şeyi hakkiyle görmektedir.
20. Size Rahmân’dan öbür yardım edip sizi O’nun azabından kurtaracak ordunuz hangisi? Akıllıcası kâfirler, büyük bir yanılgı ve tam bir aldanmışlık içindeler.
21. Şayet Rahmân size verdiği rızkı kesiverecek olsa, o hengam sizi rızıklandıracak olan hani kim? Gerçek şu ki onlar azgınlık içinde ve haktan uzaklaşmakta direnip duruyorlar.
22. Düşünün bakalım; yüzüstü kapanarak sürünen mi emniyet içinde ve sapmadan yol alıp gayesine ulaşır, yoksa direkt gayeye götüren dümdüz bir yol üzerinde hiç sapmadan dimdik yürüyen mi?
23. De ki: “Sizi yaratan, size kulaklar, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne de az şükrediyorsunuz?”
24. De ki: “Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan da O’dur. En ahir diriltilip tekrar O’nun huzurunda toplanacaksınız!”
25. Buna karşın hâlâ: “Eğer sahih söylüyorsanız, bizi tehdit edip durduğunuz kıyâmet ne devir gerçekleşecek?” diye alay ediyorlar.
26. De ki: “Onun haberi, yalnızca Allah katındadır. Ben ise apaçık bir uyarıcıyım!”
27. Nihâyet kıyâmeti yakından gördüklerinde inkâr edenlerin yüzleri endişe ve kederden simsiyah kesilir. Onlara: “Alay ederek küs¬tahça isteyip durduğunuz şey işte bu!” denilir.
28. De ki: “Allah beni ve beraberimdeki mü’minleri helâk etse yahut bize merhamet etse, bu O’nun bileceği bir iştir. Pekala, söyler misiniz bana, ya kâfirleri can yakıcı azaptan kim kurtaracak?”
29. De ki: “O Rahmân’dır; O’na inandık ve yalnız O’na güvenip dayandık. Bu sebeple, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında siz de öğreneceksiniz!”
30. De ki: “Söyleyin bana: Şayet suyunuz mahallin dibine çekiliverse, size kaynağından akıp duran yeni ve tatlı bir suyu kim getirebilir?

Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir